Gözlerini açtığında donmak üzere idi. Üzerini beyaz bir örtü kaplıyordu. Kendi kendine “Ulan; s.ki tuttuk, temmuzun ortasında kar altında kalıp donarak ölmek de varmış kaderde” diye söylendi. Birden bulunduğu yerin kar altında olmayıp da kapalı bir bölme olduğunu fark etti. Morgda bulunuyordu ve bir an önce çıkması gerekli idi. Klostrofobisi vardı çünkü. Var gücü ile çıkarabildiği kadar yüksek ses çıkartmaya başladı. Umudu görevlilerin bir an önce sesini duyması idi. Talihi yanında olacak ki bir görevli beti benzi atmış bir şekilde onu bulmuş özgürlüğüne kavuşturmuştu. Ertesi gün bu olay yerel gazetede mucize diye –çünkü ölümünün üzerinden nerede ise 8 saat geçmişti– yayınlanmış ve o yayından sonra evinin telefonları susmak bilmez olmuştu. Diğer gazeteler ve haber kanalları onunla röportaj yapmak istiyorlardı. Ama O, göz önünde bulunmak istemiyordu. Hemen bir plan yaptı ve soluğu doğruca kimsesizler mezarlığında aldı. Kendi boyuna uygun yeni gömülen bir cenazeyi ebedi istirahatgâhında...
Hikaye anlatan bir ademoğlundan yaşanmışlıklardan ve çokça da gaipten gelen hikayeler. Herkese keyifli vakitler ve iyi okumalar dilerim.